Teknik arızayı gidermesi için bir Alman usta çağırdık. Geldi, tamiri yaptı, ücretini aldı ve gitti. Olay bizim için kapanmıştı.
Fakat yaklaşık bir hafta sonra tekrar kapımızı çaldı.
Elinde 200 Euro vardı.
Şaşkınlıkla neden geldiğini sorduk. Verdiği cevap ise aslında uzun uzun düşünmemiz gereken bir ders niteliğindeydi:
“Tamir sırasında başka bir parçaya zarar verdiğimi sonradan fark ettim. Bu benim hatamdı. O yüzden bunun bedelini size geri ödemem gerekiyor.”
İnsan gerçekten durup düşünüyor…
Çünkü yıllardır nice “Müslüman” kimlikli insanın arasında bu hassasiyeti göremedik. Yapmadığı işi yapmış gibi gösterenler, eksik mal satanlar, insanı kandırmayı ticari zekâ sananlar, kardeşini dolandıranlar, mirasta hak yiyenler, eşini aldatanlar, kul hakkını önemsemeyenler…
Bütün bunları görünce insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Biz dini gerçekten yaşadık mı, yoksa sadece kimlik olarak mı taşıdık?
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.”
Kur’an-ı Kerim — Nisa Suresi, 58. ayet
Emanet sadece bir mal değildir. Yapılan iş de emanettir. Bir tamircinin elindeki cihaz da emanettir. Ticaret de emanettir. İnsanların güveni de emanettir.
Bugün birçok toplumda sistemleri ayakta tutan şey sadece kanun değildir; insanların içindeki sorumluluk duygusudur. Çünkü ahlak, kamera yokken de doğru davranabilmektir.
Peygamber Efendimiz Muhammed şöyle buyuruyor:
“Bizi aldatan bizden değildir.”
Ne kadar sarsıcı bir cümle…
Bugün ne yazık ki birçok insan ibadeti dinin tamamı zannediyor. Oysa namaz kıldığı halde kul hakkı yiyen, oruç tuttuğu halde insan kandıran, umreye gidip ticarette sahtekârlık yapan insanlar görmek artık şaşırtmıyor.
Halbuki Resûlullah’ın en büyük sıfatlarından biri “el-Emin” idi. Yani güvenilir insan…
Peygamber olmadan önce bile insanlar mallarını ona emanet ediyordu. Çünkü dürüstlük onun karakteriydi.
Asıl mesele de burada başlıyor:
Dindarlık görünmekle ahlaklı olmak aynı şey değildir.
Tesettürlü olmak, sakal bırakmak, dini söylemler kullanmak insanı otomatik olarak erdemli yapmaz. Eğer bir insan verdiği sözü tutmuyorsa, yaptığı işte dürüst değilse, kimse görmediğinde hile yapabiliyorsa orada ciddi bir ahlak problemi vardır.
Kur’an’da Rabbimiz şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi neden söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah katında büyük bir gazaba sebep olur.”
Kur’an-ı Kerim — Saff Suresi, 2-3. ayetler
Bugün İslam dünyasının en büyük krizlerinden biri bilgi eksikliği değil; güven eksikliğidir.
Birbirine güvenmeyen toplum büyüyemez.
Esnafına güvenilmeyen şehir kalkınamaz.
Sözünün değeri olmayan insan saygınlık kazanamaz.
Ve ahlakı çöken bir toplum, ne kadar dindar görünürse görünsün içeriden çürümeye başlar.
Belki de bu yüzden Peygamber Efendimiz Muhammed:
“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” buyurdu.
Çünkü dinin özü sadece ritüeller değil; insan olmaktır.
Adil olmak…
Dürüst olmak…
Merhametli olmak…
Kul hakkından korkmak…
Kimsenin görmediği yerde bile doğru kalabilmek…
İşte gerçek takva biraz da budur.
O Alman ustanın yaptığı şey bize şunu yeniden gösterdi:
İnsan bazen bir Müslümandan İslam ahlakını göremiyor ama bir gayrimüslimde İslam’ın emrettiği dürüstlüğü görebiliyor.
Bu da aslında hepimiz için acı ama gerekli bir muhasebe sebebi oluyor.
Demek ki önce sadece dindar değil, aynı zamanda ahlaklı olmak gerekiyormuş.
Çünkü ahlak yoksa, geriye sadece şekil kalıyor.
Bugün gelinen noktada, ne yazık ki Müslümanların önemli bir kısmı bulunduğu makamda, meslekte ve toplum içinde İslam’ı temsil etme konusunda ciddi bir zaaf gösteriyor. Öyle ki; dürüstlükte, adalette, emanete sahip çıkmada ve ahlakta yaşanan eksiklikler yüzünden insanlar sadece Müslümanlardan değil, İslam’dan da uzaklaşır hâle geliyor.
Oysa bir Müslümanın en büyük tebliği sözü değil, ahlakı olmalıydı. Fakat bugün birçok yerde insanların İslam’a değil, Müslümanların yanlış temsil ettiği dine tepki duyduğunu görmek acı bir gerçek olarak karşımızda duruyor.
Dindarlık mı, Ahlak mı?
Yayınlanma :
07.05.2026 09:13
Güncelleme
: 07.05.2026 09:13
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: